Scroll to top
© 2019, 1CONN Creative 1CONN, Tüm hakları saklıdır.
Share

Instagram neden sürekli başkalarını kopyalamaya mahkum?

Etkileşimi en yüksek sosyal ağ uygulamalarından biri olan Instagram, geçtiğimiz haftalarda TikTok’tan kopyaladığı Reels özelliğiyle gündeme geldi. Ancak bu, Instagram’ın kopyaladığı ne ilk ne de son özellik. Daha önce Snapchat’ten kopyaladığı özelliklerle, Snap’in ciddi bir darboğaza girmesine yol açan şirket, şimdi de gözünü Çinli sosyal ağ devi  TikTok’a dikti. Instagram’ın başkalarını kopyalama hevesinin bana kalırsa tek bir sorumlusu var; o da Facebook. 

Instagram neden sürekli diğer sosyal ağ uygulamalarını kopyalıyor? 

Facebook’un 2012 yılında 1 milyar dolara satın aldığı Instagram, Facebook’un kendi başına elde edemediği büyüme oranına kolayca erişebiliyor. Son yıllarda kullanıcı kitlesinin yaşlanması ve Cambridge Analytica benzeri skandallarla çalkalanan şirket, Instagram’ı genç kitleyi elinde tutmak ve reklam modellerini genişletmek için kullanıyor. Uzun süredir büyüme ve kazanç raporlarında “uygulama ailesi” teriminin arkasına saklanan Facebook, artık tek başına bir sosyal ağ olarak hareket etmek yerine satın aldığı uygulamaların gücünü kullanmayı tercih ediyor. 

Tam da bu nedenle Facebook, 2013 yılında Instagram’a rakip olarak konumlanan Snapchat’i 3 milyar dolara satın almak istedi. Sosyal ağ devi olma yolunda attığı bu önemli adım Snapchat tarafından olumsuz yanıtlanınca, rekabetin gücünü arttırarak Snap’in Hikayeler özelliğinden yüz filtrelerine, DM’de kaybolan mesajlarından QR kod sistemine kadar neredeyse bütün özelliklerini kopyaladı. 

Snapchat’ten kopyaladığı bu özellikleri Facebook’un yanı sıra Messenger ve Instagram’a getiren şirket, bu sayede uygulama ailesini kullanıcıların gözünde güncel tutmaya devam edebildi.

TikTok yeni Snapchat mi olacak? 

Şu anda Reels özelliği ile TikTok’u kopyalayan Facebook, daha genç bir hedef kitle yakalamanın peşinde olabilir. Ancak bu noktada TikTok’un hedef kitlesi ile Instagram’ın kullanıcı tabanının birbirinden farklı olduğunu belirtmekte fayda var. Genellikle lise çağındaki gençlerin ve mavi yakalıların tercih ettiği TikTok, Instagram’ın yarattığı mükemmellik algısını tamamen yıkıyor. Topluluğun genişlemesi Facebook’un işine gelse de, TikTok kullanıcılarının Instagram’a akın etmesi, Instagram’daki topluluğun etkileşimini düşürebilir. 

Öte yandan Instagram’ın kurucusu Kevin Systrom’un geçmişte Hikayeler özelliği konusunda yaptığı açıklamayı hatırlatmakta da fayda var. Systrom Instagram Hikayeleri, Snapchat Hikayeler’den ayıran şeyin etkileşim özellikleri olduğunu şu cümlelerle aktarmıştı: 

Bence herkesin hatası Hikayelerin bir fotoğraf ürünü olduğunu düşünmekti. Eğer eklediğimiz etkileşim özelliklerine bakarsanız, Hikayeleri başka bir şeye dönüştürdüğümüzü göreceksiniz. Gerçekten bu özelliğe yenilikler katarak, onu bize ait hale getirdik.

Dolayısıyla şu an için Reels ile başlayan TikTok kopyalama yolculuğunun, ilerleyen süreçte Instagram’daki topluluğa da hitap eden özelliklere dönüşmesi olası. Peki, şimdiye kadar başarısını başka uygulamaları ve özellikleri kopyalayarak devam ettiren Instagram, Facebook’un uyguladığı bu baskıyla nasıl başa çıktı? 

Facebook Instagram’da neleri değiştirdi? 

Facebook’un satın aldığı diğer uygulamalarda olduğu gibi Instagram da bir süre sonra Facebook’un beklentilerini karşılamakta zorlandı. Satın alma anlaşmasında Instagram’ın özgürce yönetilmesini kabul eden Facebook, 2018’in Mayıs ayında sözünü bozdu. 

Instagram’ın Ürün Başkan Yardımcısı Kevin Weil’i Facebook’un yeni blockchain ekibine transfer eden şirket, Facebook Haber Kaynağı Başkan Yardımcısı Adam Mosseri’yi de Weil’in pozisyonuna getirdi. Zuckerberg’e yakınlığıyla tanınan Mosseri’nin, Facebook’un Ürün Müdürü Chris Cox ile birlikte Instagram’ı Facebook’a dönüştürmeye başlaması,  söylentilere göre Systrom’u zorlamaya başladı. 

Bu kapsamda, geçtiğimiz yılın Eylül ayında Instagram kurucu ortakları Kevin Systrom ve Mike Krieger’ın şirketten ayrılması Instagram’ın özerkliğini yitirmesiyle ilişkilendirildi. Şirket içindeki bir takım söylentiler Cox ve Systrom’un bazı konularda uyum içinde çalıştığını söylese de, Mark Zuckerberg ve Systrom arasındaki gerginlikler de gündeme yansıdı. 

Gündeme gelen söylentilere göre Systrom ve Zuckerberg, Facebook ve Instagram’ın ilişkilendirmesi konusuda çatıştı.   Systrom, paylaşım seçeneğinin Instagram’da kalması gerektiğini savunurken, Zuckerberg çapraz paylaşım seçeneklerini yayına alarak Instagram’dan Facebook’a içerik akışı sağlamıştı.

Instagram ve Facebook’un ilişkisini içerikler ve özelliklerle sınırlamayan Zuckerberg, Instagram’daki linkleri de Facebook’a aktarmak konusunda çalışmalar yaptı. Systrom ise Zuckerberg’in bu kararını olumlu karşılamadı. 

Instagram kurucu ortaklarının şirketten ayrılması, Facebook uygulama ailesindeki bir başka üye olan WhatsApp’ın kurucu ortağı Jan Koum’un ayrılığını akıllara getirdi. 

2018’in Mayıs ayında ayrılacağını duyuran Jan Koum, söylentilere göre WhatsApp’ın bir işletme aracına dönüştürülmesi ve kullanıcı verisinin Facebook ile birleştirilmesini üzerine şirketten ayrıldı.

Tüm bu fikir ayrılıklarına rağmen Koum’u en çok sinirlendiren hamle ise Facebook yöneticilerinin WhatsApp şifreleme sistemini zayıflatmak yönündeki talebi olmuştu. Koum, ayrılma sürecinde her ay ofise giderek 450 milyon dolar değerindeki Facebook hisselerini tahsil etmeye devam ederken WhatsApp’ın diğer kurucu ortağının Brian Acton ise Cambridge Analytica skandalı esnasında #deletefacebook hareketine destek vermesiyle gündeme gelmişti. 

It is time. #deletefacebook

— Brian Acton (@brianacton) March 20, 2018

Bu arada yaptığı açıklamalar kapsamında Systrom’un WhatsApp kurucu ortakları kadar kızgın olmadığını belirtelim. Yaptığı bir konuşmada Instagram’ın özerkliğini yitirmesinin, bir anlamda Instagram’ın büyümesinin ve başarısının bir göstergesi olduğunu söyleyen Systrom, yakın bir zamanda kendisine yöneltilen aynı şeyleri yeni baştan yaşacak olsa, şirketi yeniden Facebook’a satıp satmayacağı sorusuna da şöyle cevap vermişti:

“Eğer biri size gelip 11 kişi karşılığında 1 milyar dolar teklif etse, siz ne cevap verirdiniz?”

Kevin Systrom’un sorduğu bu gerçekçi soru aslında son zamanlarda gündemde olan Facebook’un tekelleşmesi konusunun altını çiziyor. Peki Facebook’un bu sosyal ağ devi olma macerası nasıl başladı? 

Mark Zuckerberg’in kopyalama ile başlayan kariyeri 

Açık konuşmak gerekirse, Zuckerberg, Facebook’un çıkış yaptığı yıllarda dahi özgün bir fikre sahip değildi.  The Social Network filminde de ele alındığı üzere Winklevoss kardeşlerin fikrini hayata geçirerek Facebook’u kuran Zuckerberg, açılan davalar sonucunda Winklevoss’lara 2011 yılında toplamda 180 milyon dolar değerinde hisse vermek zorunda kalmıştı. 

Dolayısıyla günümüzde sıklıkla eleştirilen Facebook’un kopyalama ve satın alma stratejisinin en baştan beri değişmediğini söylemek mümkün. Hatırlarsanız, 2008 yılında FriendFeed’i kopyalayarak profil sayfalarına bir Mini-Feed yerleştiren Facebook, aynı yıl Twitter’ı satın almak için de harekete geçmişti. 

Facebook’un uzun yıllardır devam eden kopyalama ve satın alma stratejisini yalnızca yasal yaptırımlar durdurabilir. Son yıllarda bir sosyal ağdan çok reklam aracı olarak konumlanan şirket, platformdaki siyasi reklamların yanı sıra tekelleşme konusunda da senatoda tartışmalara sebep oluyor. 

Her ne kadar ABD Başkanı Donald Trump, kendi seçmen kitlesini memnun etmek adına sosyal ağ devine yönelik politik açıklamalar yapsa da, Başkan’ın 2016 ABD Başkanlık seçimini Facebook reklamları aracılığıyla kazandığını hatırlatmakta fayda var.

I am continuing to monitor the censorship of AMERICAN CITIZENS on social media platforms. This is the United States of America — and we have what’s known as FREEDOM OF SPEECH! We are monitoring and watching, closely!!

— Donald J. Trump (@realDonaldTrump) May 3, 2019

Öte yandan Haziran ayında FTC’nin Facebook’a karşı bir anti-tröst soruşturması başlatmasının ardından, Adalet Bakanlığı da anti-tröst gözetimi için şirkete yeni bir dava açtı. Ancak bana kalırsa senatodaki tartışamaların ve açılan davaların ciddi bir yaptırımla sonuçlanacağını söylemek mümkün değil. Ne de olsa içinde Facebook’un da yer aldığı ABD’nin teknoloji devleri ülkeye gelir getiren en önemli kaynaklardan biri. 


Source link

Related posts

Post a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir